Anasayfa
İhmal Edilen Alan İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği PDF Yazdır E-posta
Döndü TAKA ÇINAR KESK Genel Başkanı
 
İş ‘te Çalışanlar Dergisi Mayıs –Haziran 2011 Sayı 5
 
Yasal Düzenleme ile Devlet Memurları Kanunundaki değişiklilerle esnek ve güvencesiz istihdam tüm kamu alanının temel politikasına dönüştürülmüştür.
 
Sermaye kesiminin istekleri doğrultusunda gerçekleştirilen emekçilere yönelik saldırı politikalarının son halkası Torba Yasa’nın yürürlüğe girmesi ile daha esnek, daha kuralsız, daha korunmasız ve güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaşacağını söylemek bir kehanet olmasa gerek. AKP hükümetinin dönemin çalışma hayatında ‘’devrim’’ olarak nitelendirdiği 4857 sayılı İş Yasası 9 yıldan bu yana yürürlükte olmasına karşın, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı yasanın kabul ediliş gerekçesine uygun olarak hala düzenlenmemiştir. Yasanın işçi sağlığı ve iş güvenliği bölümü torba yasalarla değiştirilerek amacı da deforme edilmiştir. Daha önce işçi ve emekçilerin vermiş olduğu mücadeleler ile geri püskürtülmüş bazı düzenlemeler Torba Yasa içerisine sinsice yerleştirilmiş bulunuyor. Yasal Düzenleme ile Devlet Memurları Kanunundaki değişiklilerle esnek ve güvencesiz istihdam tüm kamu alanının temel politikasına dönüştürülmüştür. Yasa ile memurların da işçiler gibi başka kurumlara ‘’ödünç’’ verilebilmesinin önü açılmıştır. Torba Yasa ile gerçekleştirilen esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma biçimleri işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında dolaylı sonuçlar yaratırken, işyeri denetimlerinin yasa ile artık İş müfettişleri değil Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı memurlarınca yapılacak olması gibi dolaysız sonuçlarla birlikte ele alındığında bu alanda yaşanan sorunların artarak devam edeceği görülüyor.
 
Amaç: Sermayenin çıkarlarının korunması
 
Sanayileşme ve teknolojik gelişmelere olarak, işyerlerinde üretken faktör olarak kabul edilen çalışanların sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir takım sorunlar ortaya çıkmıştır. Sermaye sınıfı açısından ilk dönemlerde fazla önemsenmeyen bu sorunlar, iş verimini ve işletmeyi sokmasıyla önem kazanmış ve üzerinde düşünülmesi gerekliliği doğmuştur. Yani işçi sağlığı ve iş güvenliği alanına ilişkin önlemlerin geliştirilmeye başlanmasında, işçinin sağlığı ve güvenliğinin korunmasından çok sermayenin çıkarlarının güvence altına alınması düşüncesinden hareket edilmiştir.
 
İlk başlarda sağlıklılık durumu, sadece’’bedensel olarak iyilik hali’’olarak tanımlanırken işiç sınıfının uğruna binlerce kayıplar verdiği ve bedel ödediği mücadeleleri sonucunda işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramı bugünkü içeriğine kavuşmuştur. Bugün işçi sağlığı ve iş güvenliği denildiğinde sadece işyeri ile sınırlı sağlık ve emniyet tedbirleri değil aynı zamanda işçinin sağlığını ve güvenliğini etkileyen, ilgilendiren işyeri dışından kaynaklanan riskler de anlaşılmaktadır.
 
Ancak her şeye rağmen günümüzde dünyada her gün milyonlarca insan, iş kazaları ve meslek hastalıklarından dolayı yaşamını yitirmekte, meslek hastalıklarına yakalanmakta veya sakat kalmaktadır. Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2009 açıklamalarına göre dünyada her yıl 270 milyon iş kazası meydana gelmektedir. Her on beş saniyede bir işçi ve her gün yaklaşık altı bin üç yüz kişi iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Her yıl yaklaşık 360 bin kişi iş kazası, 1 milyon 950 bin kişi meslek hastalıklarından, zehirli maddelerden dolayı gelişmekte olan ülkelerde 651 bin işçi yaşamını yitirmekte ve 160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanmaktadır. Bildirim ve kayıt sistemindeki eksiklikler nedeniyle çoğu ülke için gerçek rakamların daha yüksek olması ise kaçınılmazdır.
 
İş Kazalarında Avrupa Birincisi, Dünya Üçüncüsü olan Ülke
 
Türkiye’de iş kazaları son yıllarda ciddi anlamda bir artış göstermiş bulunuyor. Türkiye’de yalnızca 2009 yılında iş kazalarında ölen işçi sayısı bin 171 iken, sürekli olarak iş göremez hale gelen işçi sayısı ise bin 855.Sadece geçtiğimiz Şubat ayında meydana gelen iş kazalarında 67 işçi hayatını kaybetti.309 işçi yaralandı. İstatistiklere yansıyan bu rakamlar sadece Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kayıtlarına yansıyan resmi rakamlardır. Türkiye’de yürürlükte olan iş mevzuatındaki eksikliklerden kaynaklanan nedenlerle iş kazası istatistiklerine yansımayan kazalar da hesaba katıldığın da daha vahim bir tablo çıkıyor karşımıza. Kayıt dışı istihdam edilenlerin toplam işgücünün %40’ını aştığı ve burada yaşayan iş kazalarının SGK’ ya bildirmediği durumlar göz önünde bulundurulduğunda iş kazaları istatistiklerinin ne kadar eksik olduğu ortaya çıkıyor. İş kazalarında özel sektör verilerine ulaşmak zor, ulaşılan veriler ise bu alanda yaşanan kazalar ölümle sonuçlanmadığı sürece genellikle saklandığı için, gerçeği yansıtmıyor.
 
Eksiklikler sadece bunlarla da sınırlı değil. Türkiye’de meslek hastalıkları iş kazası kapsamında değerlendirilmediği için istatistiklere dahil edilmiyor. Örneğin son dönemde slikosiz hastalığı nedeniyle kaybettiğimiz kot taşlama işçisi iş kazsı istatistiklerinde yer almıyor. Ancak tüm bu eksikliklere rağmen Türkiye iş kazaları sıralamasında Avrupa birincisi iken dünya sıralamasında üçüncü sırada yer alıyor. Kabaca bir sektörel değerlendirme yaptığımızda ise; özel sektörde ve taşeronlaştırma uygulamasının olduğu yerlerde iş kazasının çok daha yaygın yaşandığını görüyoruz. Bu kadar ciddi boyutlara ulaşmış olan kazalara rağmen ne yazık ki işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yaşanan sorunlar, ancak bir maden göçtüğünde, bir işyerinde patlama olduğunda ya da Tuzla’da tersanelerde olduğu gibi seri iş cinayetleri yaşandığında gündeme gelebiliyor.
 
Gizlenen Gerçek: Meslek Hastalıkları:
 
Türkiye’de meslek hastalıkları alanındaki veriler de gerçeği yansıtmamaktadır.2006 yılı SSK istatistiklerinde 574 meslek hastalığı tespit edilmiş olup, sigortalı sayısına oranlandığında meslek hastalığı görülme oranının yüz binde 7 olduğu görülecektir. Dünya’da meslek hastalıkları görülme sıklığı ise binde 4-12 arasında değişmektedir. Oranları yorumladığımızda Türkiye’de meslek hastalığı görülme sıklığı açısından dünya ortalamasından 100 kat daha iyi bir ülkedir. Yani dünyanın’’en iyi’’ülkesidir.
 
İş kazalarında dünya üçüncüsü olan Türkiye’nin meslek hastalıkları görülme sıklığında dünyanın en iyi ülkesi olmasının bir tezat olduğuna dikkat çeken uzmanlar;meslek hastalıkları konusunda yeterli tespit yapılamadığı için istatistiklerin yanıltıcı olduğuna dikkat çekiyorlar.İşçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu işçi sınıfının yanı sıra tüm çalışanların en temel ve önemli gündemi olması gerekirken,sorunlar sadece kazalar yaşandığında istatistiksel  değerlendirmeler temelinde ele alınıp sonra unutuluyor.Oysa işçinin ücreti,istihdam biçimi,çalışma koşulları,,sendikalı ya da güvenceli olup olmaması ,işçilerin ve doğal olarak ailelerinin sağlıklarını doğrudan etkiliyor.
 
Bugün tüm kamu işyerlerinde kamu hizmetlerinin tasfiyesine yönelik önemli sorunlar yaşanmaktadır. Tüm hizmet birimlerinde çalışanlar her geçen gün daha fazla iş yükü altında ezilmektedir. Performansa dayalı esnek ve güvencesiz çalışma emekçilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açmakta, kalp krizi ve ruhsal rahatsızlıklar yaygınlaşmaktadır. Çalışanların sorunları görmezden gelinmekte kamu hizmetinin bir bileşeni ve insan olduğu göz ardı edilmektedir.
 
Engellenebilecek ve hukuken de engellenmesi zorunlu olan bu kaza ve hastalıklar, işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini maliyet artırıcı gereksiz bir harcama olarak gören, çalışanları sağlıksız ve güvensiz ortamlarda ve koşullarda çalışmaya zorlayan sermaye sınıfı ve iktidarları tarafından görmezden gelinmektedir. Sorun ‘’kazalar’’ın önlenmez olması değil; çok sınırlı maddi kaynak ayrılarak yerine getirebilecek önlemlerin bile alınmamasıdır.
 
Türkiye’de 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinin bütün işyerleri içerisindeki payı %2 iken yalnızca sanayiden sayılan işyerleri esas alındığında çok daha düşük bir oranla karşılaşacağımız açıktır. İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre, işyerlerinde tam zamanlı iş güvenliği uzmanı çalıştırılması zorunluluğu da işin tehlikesine göre belirlenmiş durumda. Buna göre az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde bin ve üzerinde tehlikeli sınıftaki işyerlerinde 750 ve üzerinde, çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde ise 500 ve üzerinde işçi çalıştırıyorsa tam zamanlı iş güvenliği uzmanı görevlendirilecektir. Oysa Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) verilerine göre Türkiye’de 500 ve üzeri işçi çalıştıran işyerlerinin oranı yüzde 8,9 bu işyerlerindeki iş kazalarının toplam iş kazalarına oranı da yüzde 11.2 dir.
 
Hal böyle olunca insan’’Bu kadar sınırlama ve kuşatılmışlık içerisinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden kimler yararlanabiliyor?’’sormadan edemiyor.
 
Türkiye’nin bu alandaki yapısal sorunlarının temelinde gerek işveren kesimi gerek kamu işvereni olan ve çalışma yaşamını düzenleme konumundaki devletin tercih ettiği ekonomik politikaların belirleyici olduğu açıktır. Tercihin yıllardır, özelleştirme, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma gibi sermayenin ihtiyaçlarına cevap verecek yönde kullanıldığını biliyoruz.
 
Bütün bu gerçekler ışığında Emek ve Meslek örgütlerinin işçi sağlığı ve güvenliği alanına yönelik önerileri dikkate alınarak;
 
Güvencesiz çalışma biçimlerinin, taşeronlaştırma ve özelleştirme uygulamalarının yasaklanması,
 
Yasalarda belirtilen işyeri denetimlerinin yaygınlaştırılması, meslek hastalıkları hastanelerinin her sanayi kentinde açılması, mühendislik ve hekimlik uygulamalarına ilişkin yasal eksiklerin giderilmesi kadın ve çocuk emeği sömürüsü ile kayıt dışı istihdamını önlenmesi,
 
Kamu ve özel tüm işyerlerinde kurum tabipliklerinin tesis edilmesi, işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınması, meslek hastalıklarına karşı korunma sağlanmasına yönelik önlemler alınması işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesi belirleyici öneme sahiptir.
 
 

İŞÇİ SAĞLIĞI GÜNCEL

Muayenehanelerin Risk Değerlendirilmesi | TTB - 04.04.2013
İşçi Sağlığı Ve Güvenliği Kongresi Toplanıyor | Dr. Osman Öztürk - Birgün - 30.11.2011
İşçi Sağlığı Şirketlere Emanet | Mustafa Çakır-Cumhuriyet Gazetesi-26.11.2011
Ekim ayında 53 işçi hayatını kaybetti, 142 işçi yaralandı… | SoL Gazetesi–02.11.2011
İhmal Edilen Alan İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği | Döndü TAKA ÇINAR - İş ‘te Çalışanlar Dergisi Mayıs –Haziran 2011
İş Hayatında Kadının İş Güvenliği | H.Tülin TÜZÜN -İş ‘te Çalışanlar Dergisi Mayıs –Haziran 2011
İşyerinde Duygusal Taciz(Mobbing) |Dr. Muzaffer SARAÇ - İş ‘te Çalışanlar Dergisi Mayıs –Haziran 2011
İnsanca Yaşam İçin Birlikte Örgütlü Mücadele | BURAK ÖZ - Birgün 31.08.2011
İşçi Sağlığı Yasası Çıksın | Cumhuriyet Gazetesi 05.05.2011
İş Sağlığı Kamusal Bir Hizmettir | Birgün Gazetesi 29.04.2011
Taşeron ‘cumhuriyeti’ne doğru | Evrensel Gazetesi 10.09.2010
Tersaneler neo-liberalizmin ölüm laboratuvarları | Zeynep Kuray - Birgün 06.09.2010
Tuzla'da canavar uyanmadan önlem şart | İsmail SAYMAZ - Radikal Gazetesi 22.08.2010
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinin Taşeronlaştırılması | Prof. Dr. A.Özdemir Aktan - Cumhuriyet Gazetesi 15.06.2010
İşçi sağlığının ruhuna fatiha | Dr. Osman Öztürk - Birgün Gazetesi 06.06.2010
Maden faciaları grizuyla geliyor | Cumhuriyet gazetesi 24.05.2010
Madencinin iş güvenliği sağlandı ya; sıra terziye geldi! | Serpil Yılmaz - Milliyet Gazetesi 25.02.2010

SİSTEMDE

Şu anda 20 ziyaretçi çevrimiçi