İnsanca yaşam için birlikte örgütlü mücadele Yazdır

31 Ağustos 2011-Birgün Gazetesi

BURAK ÖZ/BİRGÜN

Güvensiz ve sağlıksız çalışma ortamlarına karşı,  sendika, dernek ve inisiyatif temsilcileri ile duyarlı yurttaşlar tarafından kurulan İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Hakkı Meclisi dikkate değer bir mücadele veriyor. İstanbul Tabip Odası, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, DİSK İstanbul Bölge Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu ve Türk-İş İstanbul Sendika Şubeleri Platformu’nun çağrısıyla kurulan İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) her hafta iş kazalarında ve çalışma yaşamında olup bitenleri özetleyerek, Yangın Kulesi adında bir de bülten yayınlıyor.

 

Olabilecek iş cinayetlerine karşı da önceden uyarı yapma görevini de üstlenen Yangın kulesi bülteni, iş cinayetlerinde Avrupa'da ilk sırayı ve dünyada ikinci sırayı paylaşan Türkiye'de her hafta yaşanan gelişmelerin özetini  sunuyor.

 

İSİG ayrıca kurduğu, www.guvenlicalisma.org isimli internet sitesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda bir veritabanı, bilgi kaynağı ve tartışma platformu hizmeti sunuyor.  Bu internet sitesinde yayınlanan haberlerde bir taraftan işçi ailelerinin duyguları yansıtılıyor diğer yandan, yayınlanan yazılar ve raporlarla önümüzdeki süreçte iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışma yaşamına katkı sunma amaçlanıyor.

CİNAYETLER VE HASTALIKLAR KAÇINILMAZ DEĞİL
İSİG hedefini ise "İnsanca çalışmak, insanca yaşamak istiyoruz" başlığı altında şöyle özetliyor:
"Her yıl binlerce emekçi çalışma ortamından ya da çalışma koşullarından kaynaklanan nedenlerle hastalanıyor, sakat kalıyor ya da yaşamını yitiriyor. Emekçilerin yaşamını ve sağlığını kaybetmesine yol açan bu olaylar resmi kayıtlara “iş kazası” ya da “meslek hastalığı” olarak geçirilerek gerçek nedenler ve sorumlular gizlenmeye çalışılıyor. Emekçinin yaşamını karartan bu olayların “kaza” olarak nitelendirilebilmesi için öngörülemez olması gerekiyor. Oysa madenlerde, tersanelerde, inşaatlarda, atölyelerde gerçekleşen tüm olaylar önceden öngörülebiliyor ve engellenme olanağı bulunuyor. Aynı biçimde çalışma ortamından ya da çalışma koşullarından kaynaklanan hastalıklara “meslek hastalığı” denilerek, bunların mesleğin gereği olarak gerçekleştiği ve kaçınılmaz olduğu düşündürülmeye çalışılıyor. 

GERÇEKLERİN ÜZERİ ÖRTÜLÜYOR
Gerçeklerin üzeri ne biçimde örtülmeye çalışılırsa çalışılsın çalışma ortamında emekçilerin ölümünün ve sakat kalmasının gerçek nedeni, emeği sadece sermayeye artı değer elde etme aracı olarak gören, emekçiyi insan olarak kabul etmeyen kapitalist üretim sistemidir. Kapitalizmde sermayeler arası rekabetin yoğunlaştığı süreçlerde maliyetleri düşürme yarışına giren işverenler, emekçinin yaşamı pahasına işçi sağlığını ve iş güvenliği sağlayacak en basit düzenlemeden dahi kaçınmaktadır. Devlet de bu süreçte sermayenin çıkarları doğrultusunda belirlenen piyasa koşullarını gerekçe göstererek, emekçiler için yaşamsal öneme sahip olan denetleme görevlerini ihmal ettiği gibi kendi işyerlerinde de işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarını ihlal etmektedir. Ayrıca bu durumun halk sağlığına da olumsuz etkileri her geçen gün artmaktadır.

SORUN KAPİTALİZM
İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi olarak bizler her geçen gün daha da artan işçi ölümlerini “kaza” ya da “hastalık” olarak değil, taammüden işlenmiş “cinayet”ler olarak değerlendiriyoruz. Bu cinayetlerin kapitalist üretim sistemi devam ettiği sürece sermayenin insafa, devletin göreve çağırılmasıyla son bulmayacağının bilinciyle; emekçilerin örgütlenmesi ve örgütlü bir mücadele içerisinde yaşamlarına sahip çıkması gerektiğini düşünüyoruz. Bu düşünceyle Meclisimiz, “insanca çalışma ve insanca yaşama” amacıyla başta işçi ve kamu emekçi sendikaları, meslek örgütleri olmak üzere; emekten yana tüm kesimlerle birlikte mücadeleyi hedeflemektedir."